Bu ilk bariyeri aşan zararlı mikro organizmalar, solunum mukozalarında bulunan titrek tüylü hücrelerin içeriden dışarıya doğru hareketi ile atılmaya çalışılır. Öksürük refleksi ve hapşırma bu işlevi kolaylaştırmak için vücudumuzun devreye soktuğu destek nitelikli yardımcı tedbirlerdir. Yani hapşırma, ihtiyacı duyduğunuzda emin olabilirsiniz ki tam da o anda vücut tarafından düşman addedilen birtakım mikrop ve yabancı unsurlar, solunum sisteminiz yoluyla içeriye girmeye çalışıyor, vücut da onları durdurmak için mücadele veriyor.
Diyelim ki solunum yoluyla içeri girmeye çalışan ve vücuda zarar vereceği tespit edilen yabancı mikroorganizmaların bir kısmı burun içindeki bariyerleri aşabilmeyi başardılar. Yani engelleri aşıp alveollere (akciğer, bronş, dişeti gibi noktalara) ulaşabildiler. Vücut bu kere bir sonraki savunma sistemini devreye sokar ve fagositoz yapan hücreleri o mikropların üzerine gönderir. Ve o mikroplar fagositoz yapan hücreler tarafından yenilip yutulurlar. Bu mikropları yutan hücreler, vücutta kalmazlar, bir yol bulup hemen o yuttukları mikroplarla birlikte yukarı doğru sürüklenerek çeşitli şekillerde kendilerini vücudun dışına atarlar.
Her nefes alış verişimizde şu an da dâhil olmak üzere bu sınır kapılarında, varlığından dahi haberdar olmadığımız bir yığın varlık, bu vücut sarayımızı korumak için; içinde sağlık, mutluluk ve huzurla yaşayıp insani vazifelerimizi layıkıyla yapabilelim diye kendilerini feda ediyorlar. Bizim sağlımızın devamı için kendi canlarını ortaya koyarak cansiperane bir savaş veriyorlar.
Şu mücadeleyi izleyebilseniz; "Görmediniz mi Allah gökte ve yerde olanları size musahhar kılmışım…." (




